ANA SAYFA > BLOG > Genç işsizlik

Genç işsizlik

Belma Ibišević | 05.03.2018

Gençlerin toplum için ne kadar önemli olduğuna dair sözleri sıklıkla duyarız. José Rizal’in ifade ettiği gibi; “Gençlik, geleceğimizin umududur.” Eğer bu gerçekten doğruysa, çevremizde sıklıkla iyi eğitimli fakat düşük vasıflı, işsiz gençler görmemizin nedeni nedir? Bu olguyu nasıl açıklayabiliriz?

Özellikle Yetenek Yönetimi departmanındaki tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki; farklı kültürel geçmişlere sahip olmalarına rağmen öğrencilerin yaptıkları en yaygın hataların ne olduğunu anlamak çok zamanımı almadı.

Bunlardan en önemlisi, “gençlerin meseleye yaklaşımıdır.” Yani özellikle hayata yeni atılan gençlerin çoğu sistemi, karar vericileri ve şirketleri suçlayarak kolay olan yolu seçer. Fakat asıl üzerinde durulması gereken nokta, gençlerin kendi gelişimi için neler yaptığıdır.  

Teorik temeller üzerine kurulan üniversite eğitimi ve yoğun çalışma materyalleri, gençleri iş hayatına hazırlamada tek başına yeterli değildir. Gençler, eğitim hayatları boyunca öğrendiklerini uygulayabilecekleri alanlar bulamadıkları gibi; staj döneminde ise pratik yapma fırsatını nadiren yakalarlar.

İçinde bulunduğumuz dönemin yani 21. yüzyılın en önemli avantajlarından biri, verilere olan erişimin kolaylığıdır. Materyaller, videolar ve ücretsiz sunulan online kurslar, bilgi seviyesini yükseltmek isteyen bir öğrencinin en büyük yardımcılarıdır. Bunların dışında dünyanın farklı yerlerinden gelen öğrenci ve öğretim görevlilerinin tecrübeleri, edinilen kültürel çevre ve ilgi alanları üzerinde yoğunlaşmak özellikle eğitim hayatındaki öğrencilere ciddi bir birikim kazandırır.

Farklı uluslardan adayların başvurduğu çeşitli projeler için mülakatlar yapıp, bu projelerin içerisinde yer almak; gençlerin gelecekteki kariyerlerini nasıl oluşturup, şekillendirdiklerini anlamamı sağladı. Ne yazık ki, gençlerin çok az bölümü bir hedef belirliyor ve bu hedefe ulaşmak için çalışıyor. Bir amaç için uğraş veren gençlerin programa seçilme isteklerini, tutkularını ve azimlerini ise gözlerinden okuyabiliyorsunuz.

Öte yandan, başvuru yapan adayların büyük kısmı, onlara teklif edilen herhangi bir alanda şanslarını arıyor ve bu doğrultuda mesleki olarak ne yapacaklarına karar veriyor. Ancak bu kesinlikle böyle olmamalı!

Birbiriyle bağlantılı ve iç içe geçmiş olan asıl konu; “devletlerin ve şirketlerin meseleye yaklaşımıdır.” Yetersizlik, daralan proje seçimleri ve bazı sınırlamalar, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve sevdikleri şeyleri yaparken ortaya çıkarabilecekleri kişisel başarılarını engellemektedir.

Ayrıca staj yapan öğrencilerin karşılaştıkları zorluklar da, onların iş hayatını yeteri kadar kavrayamamalarına sebep olmaktadır. Şöyle ki, şirketler geçici bir süre için bünyelerinde çalışan biriyle bilgi paylaşımına açık değiller. Bunun karşısında 1 ila 3 ay gibi kısa bir staj süresi olan öğrenciler de, pratik yapma şansı dahi bulamadan stajını tamamlıyorlar.

Buna ek olarak, şirketler tecrübeli insanları işe almaktadır ve bu da gençler arasındaki yüksek işsizlik oranına yol açmaktadır. Her şirket, en az bir yeni mezunu işe alarak hem istihdama katkı sağlayabilir hem de genç beyinler sayesinde daha yenilikçi bir şirket profili oluşturabilir.

Günümüzde lisans seviyesindeki bir diploma tek başına yeterince ilgi çekmemektedir; zira pek çok kişi mezuniyet sonrası ara vermeden eğitimine devam etmektedir. Yükseköğrenime başvuran öğrencilerin çoğu zaman ilk sebebi, bilgi seviyelerini yükseltmek istemeleri değil, karşı karşıya oldukları işsizliktir. Gençler, bu yüzden bir iş fırsatı yakalayana kadar eğitimlerini sürdürme kararı alırlar.

Bu tip düşünme biçimlerinin yaygınlaşması karşısında Yüksek Lisans derecesine sahip insan sayısında belirgin bir artışa şahitlik ediyoruz. Şirketlerin yeni mezunlara çalışma fırsatı vermemesi, pratik becerileri olmayan çift Yüksek Lisans veya Doktora derecesine sahip öğrenciler sorununu ortaya çıkarmaktadır.

Sonuç olarak, hem işverenlerin hem de gençlerin geleceği şekillendirmede kilit bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Öncelikle öğrenciler ve mezunlar, eyleme geçerek kendi kaderlerini değiştirmek adına potansiyellerini ve güçlerini sonuna kadar kullanıp kullanmadıklarını kendilerine sormalılar. Öte yandan şirketler, gençlerin iş hayatına dâhil edilmesi için geniş kapsamlı projeler üretmeliler. Böylece gençlerin üretkenliklerini ortaya koyarak kendini geliştirmelerinin ve çalışma hayatına katılımının önü açılmış olur.

Yazımı Susan Abulhawa'nın “Jenin Sabahları” adlı kitabından, sizi düşünmeye sevk edeceğine inandığım ufak bir alıntı ile bitirmek istiyorum: “Hepimiz hayatta sahip olacağımız en büyük hazinelerle doğarız. Bu hazinelerden biri sizin zekânızdır, diğeri ise kalbiniz. Bu hazineler için gerekli araçlar zaman ve sağlıktır. Allah’ın size bahşetmiş olduğu bu hediyeleri kendinize ve insanlığa yardım etmek için nasıl ve ne ölçüde kullanacağınız, aslında bu hazinelere ne kadar önem verdiğinizin göstergesidir...”

+90216 474 24 11

[email protected]

İnsan yönetiminde en önemli konu, organizasyonun her halkasının güçlü olmasıdır. Bunun için Mental HR-Consultancy, kurum ve şirketlerin ihtiyaç duyduğu insan kaynağı ile kariyer hedefi olan uygun kişileri bir araya getirir.

İletişim Formu